7 Mart 2014 Cuma


HÂLÂ İYİ İNSANLAR VAR MI?

"Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar."

Birbirimize ne zaman bu kadar yabancılaştık, ne zaman koptuk bu kadar birbirimizden. Kapıları açmaya, birlikte konuşmaya korkar olduk. Hareketlerde, söylenenlerde imalar arar; aldatılmaktan ve kandırılmaktan korktuğumuz için aldatır veya kandırır olduk. Hâlbuki bir vücut öyle bir vücut ki bu vücudu oluşturan bir uzuv bile rahatsız olsa diğer organlar da hastalanıyor ve rahatsız oluyor. Acaba bu yüzden midir toplum olarak huzursuzluğumuz ve mutsuzluğumuz.
Mümin; kelime anlamı kendisinden emin olunan yani güvenilir olan, ondan zarar veya ziyanın beklenemeyeceği kimse demek. Zaten hadis-i şerifte de Müslüman, elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kişi olarak tanıtılmıştır. Televizyonda onlarca haber var. Bunların çoğu cinayetler, tecavüzler, dolandırıcılıklar, hırsızlıklar hakkında. “Bu devirde kimseye güvenilmez.” cümlesini sık sık duymakla birlikte ne acıdır ki bazen kendim de farkında olmadan dile getiriyorum. Asıl suçlu devir mi yoksa bizler miyiz? Herkes cin olmanın peşinde. Birazcık iyilik yapsan, kötülüklere sabretsen misliyle karşılık vermeyip affetsen bu seferde “sen de çok safsın.” deniliyor. Sanki saf olmamak, sürekli planlı programlı yaşamak, devamlı tetikte olmak, affetmemek, karşılık vermek bir marifetmiş gibi. Belki herkes saflaşsa toplumda saflaşacak ve eski birlik beraberlik günleri geri gelecek.
İnsanları hoşgörüye, yardımlaşmaya, merhamete davet eden bir dinimiz merhametlerin, merhametlisi olan ve tüm yaptığı kötülüklere rağmen kulunu yine de affeden bu anlamda bize en güzel örnek olan bir Rabbimiz var. Ne kadar günah işlersek işleyelim yine O’na dönüyor ve O’ndan yardım istiyoruz. O da bize en güzel şekilde icabet ediyor ve bize merhamet kapılarını açıyor. Belki biz de çevremize merhamet etsek, yapılan kötülüğe sabretsek, insandan vazgeçmesek, iyilik beklemekten ziyade bizzat kendimiz iyilik etsek, ilk adımı biz atsak, karşılıksız sevsek, toplum olarak dayanışma içinde olsak, kuyular kazmak yerine ayıpları örtsek, bir kardeşimizin başına gelen dertle dertlensek mutluluğu ile mutlu olsak daha yaşanılır bir ülkede mutlu ve refah içinde hayatımızı geçiririz.
"Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz. Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse; Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman kardeşinin sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Kim bir Müslüman kardeşinin ayıbını örterse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.”

Unutmamız gereken bir şey var: Çözüm bizde başlar. Eğer karşındakini değişmesini bekliyorsan büyük bir yanılgı içerisindesin çünkü o da senin değişmeni bekliyor. İnsan her şeyden önce kendisi için iyi olmak zorundadır. Sürekli planlar kuran beyin, merhameti unutmuş bir kalp ve iyiliklerle yücelmemiş bir ruh devamlı bir ızdırap halinde ve acı içindedir. Allah hepimize iyiliğin, sevmenin, acımanın ve merhametin lezzetini tatmış bir beden, kalp ve ruh ihsan etsin…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder