HÂLÂ
İYİ İNSANLAR VAR MI?
"Mü'minler birbirlerini sevmekte,
birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun
bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli
hastalığa tutulurlar."
Birbirimize ne zaman bu
kadar yabancılaştık, ne zaman koptuk bu kadar birbirimizden. Kapıları açmaya, birlikte
konuşmaya korkar olduk. Hareketlerde, söylenenlerde imalar arar; aldatılmaktan
ve kandırılmaktan korktuğumuz için aldatır veya kandırır olduk. Hâlbuki bir
vücut öyle bir vücut ki bu vücudu oluşturan bir uzuv bile rahatsız olsa diğer
organlar da hastalanıyor ve rahatsız oluyor. Acaba bu yüzden midir toplum
olarak huzursuzluğumuz ve mutsuzluğumuz.
Mümin; kelime anlamı kendisinden
emin olunan yani güvenilir olan, ondan zarar veya ziyanın beklenemeyeceği kimse
demek. Zaten hadis-i şerifte de Müslüman,
elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kişi olarak tanıtılmıştır.
Televizyonda onlarca haber var. Bunların çoğu cinayetler, tecavüzler,
dolandırıcılıklar, hırsızlıklar hakkında. “Bu devirde kimseye güvenilmez.” cümlesini
sık sık duymakla birlikte ne acıdır ki bazen kendim de farkında olmadan dile
getiriyorum. Asıl suçlu devir mi yoksa bizler miyiz? Herkes cin olmanın
peşinde. Birazcık iyilik yapsan, kötülüklere sabretsen misliyle karşılık
vermeyip affetsen bu seferde “sen de çok safsın.” deniliyor. Sanki saf olmamak,
sürekli planlı programlı yaşamak, devamlı tetikte olmak, affetmemek, karşılık
vermek bir marifetmiş gibi. Belki herkes saflaşsa toplumda saflaşacak ve eski
birlik beraberlik günleri geri gelecek.
İnsanları hoşgörüye,
yardımlaşmaya, merhamete davet eden bir dinimiz merhametlerin, merhametlisi
olan ve tüm yaptığı kötülüklere rağmen kulunu yine de affeden bu anlamda bize
en güzel örnek olan bir Rabbimiz var. Ne kadar günah işlersek işleyelim yine
O’na dönüyor ve O’ndan yardım istiyoruz. O da bize en güzel şekilde icabet
ediyor ve bize merhamet kapılarını açıyor. Belki biz de çevremize merhamet
etsek, yapılan kötülüğe sabretsek, insandan vazgeçmesek, iyilik beklemekten
ziyade bizzat kendimiz iyilik etsek, ilk adımı biz atsak, karşılıksız sevsek,
toplum olarak dayanışma içinde olsak, kuyular kazmak yerine ayıpları örtsek,
bir kardeşimizin başına gelen dertle dertlensek mutluluğu ile mutlu olsak daha
yaşanılır bir ülkede mutlu ve refah içinde hayatımızı geçiririz.
"Müslüman
Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz. Kim kardeşinin
ihtiyacını giderirse; Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman
kardeşinin sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından bir
sıkıntısını giderir. Kim bir Müslüman kardeşinin ayıbını örterse Allah da
kıyamet gününde onun ayıbını örter.”
Unutmamız gereken bir
şey var: Çözüm bizde başlar. Eğer karşındakini değişmesini bekliyorsan büyük
bir yanılgı içerisindesin çünkü o da senin değişmeni bekliyor. İnsan her şeyden
önce kendisi için iyi olmak zorundadır. Sürekli planlar kuran beyin, merhameti
unutmuş bir kalp ve iyiliklerle yücelmemiş bir ruh devamlı bir ızdırap halinde
ve acı içindedir. Allah hepimize iyiliğin, sevmenin, acımanın ve merhametin
lezzetini tatmış bir beden, kalp ve ruh ihsan etsin…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder